Konferans: İstanbul'da Mekanlar ve Diplomasi
Galatasaray Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (GSÜ-SAM) ile Uluslararası Politika Kulübü (UPK) iş birliğinde düzenlenen 2026 Güz döneminin ilk etkinliği 24 Eylül 2026 günü Aydın Doğan Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Merkez Müdürü Doç. Dr. Tolga Bilener’in hazırlayıp sunduğu
“İstanbul’da Mekânlar ve Diplomasi” başlıklı konferans, öğrencilerin ve katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılandı.
Üniversitemiz öğrencileri yanında dışarıdan da çok sayıda katılımcının hazır bulunduğu etkinlikte diplomasi tarihinin İstanbul’daki izleri ele alındı ve uluslararası güç dengesindeki dönüşümler somut vakalar üzerinden incelendi. Mimarinin, kentsel dokunun ve mekânsal düzenin diplomasi tarihini nasıl görünür kıldığını aktaran Bilener, dinleyicilere İstanbul şehrinin uluslararası siyasetteki önemini de böylelikle hatırlatmış oldu. Etkinlik sonundaki soru-cevap bölümü de katılımcıların konuya ilgi düzeyini yansıtan nitelikteydi.

Mekânın Hafızasında Diplomasiyi Okumak: “İstanbul’da Mekanlar ve Diplomasi” Konferansı Üzerine Bir DeğerlendirmeYazar: Ömer Faruk İnce (Uluslararası İlişkiler 2. sınıf) “Uluslararası ilişkiler disiplini, çoğunlukla devletler arası antlaşmalar, diplomatik yazışmalar ve stratejik doktrinler gibi soyut metinler üzerinden inşa edilir. Oysa diplomasinin somutlaştığı, güç dengelerinin mimari ölçekte sahnelendiği ve devlet aklının görünür kılındığı asıl zemin bizzat mekânın kendisidir. Doç. Dr. Tolga Bilener tarafından Galatasaray Üniversitesi Uluslararası Politika Kulübü (UPK) ile Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (GSÜ-SAM) ortaklığında gerçekleştirilen İstanbul’da Mekânlar ve Diplomasibaşlıklı konferans, tam da bu alana odaklanarak diplomasinin mekânsal boyutunu merkeze aldı. Bilener, katılımcılara yalnızca kronolojik bir tarih anlatısı sunmakla kalmadı, İstanbul’un kentsel dokusu üzerinden uluslararası güç dengelerinin ve dış politika tercihlerinin nasıl okunabileceğine dair özgün bir bakış açısı kazandırdı. Güç Dengelerinin Kentsel YansımalarıKonferansın düşünsel omurgası; Pera’dan Boğaz hattına uzanan elçilik binaları, saraylar ve konsolosluk yerleşkelerinin yalnızca birer idari merkez değil, dönemin jeopolitik rekabetinin fiziki birer yansıması olarak ele alınmasıydı.
Salondan Yansıyanlar ve Katılımcı ÖnerileriKonferansın ardından amfideki öğrenciler ve genç araştırmacılarla yaptığımız değerlendirmeler, oturumun klasik bir ders anlatısının ötesine geçtiğini ve dinleyicilerde belirgin bir farkındalık yarattığını gösteriyor. Etkinliğe katılan farklı bölümlerden lisans ve hazırlık öğrencilerinin paylaştığı izlenimler, kuramsal bilgilerin somut karşılığını açıkça ortaya koyuyor: "Ders kitaplarında ve makalelerde 'nüfuz mücadelesi' ya da 'diplomatik prestij' kavramlarını soyut teoriler olarak ezberliyoruz. Tolga Hoca’nın anlatımında bir elçiliğin konumlanışının, binanın yüksekliğinin veya bahçe düzeninin dahi doğrudan bir diplomatik mesaj olduğunu görmek, uluslararası ilişkiler kavramlarını somutlaştırdı."- Uluslararası İlişkiler 3. Sınıf Öğrencisi İstanbul’a yeni gelen ve kentin tarihsel dokusunu henüz tanımaya çalışan katılımcılar açısından ise etkinlik, çevreye bakış açısını değiştiren bir rehber niteliğindeydi: "İstiklal Caddesi’nde veya Beyoğlu’nun ara sokaklarında yürürken önünden geçip gittiğimiz o yüksek duvarlı konsoloslukların ve tarihi yapıların ardında yatan güç dengelerini hiç düşünmemiştim. Konferanstan sonra Beyoğlu’nda yürümek artık 19. yüzyılın güçler dengesinin haritasında adım atmak gibi hissettiriyor."- Hazırlık / 1. Sınıf Katılımcısı Katılımcıların birleştiği en temel nokta; diplomasinin kapalı kapılar ardındaki müzakerelerden ibaret olmadığını, bizzat sokakta, manzarada ve mimaride hayat bulan dinamik bir hafıza alanı olduğunu fark etmek oldu. Etkinliğin düşünsel derinliği, Beyoğlu’ndan günümüz modern yerleşkelerine (özellikle ABD Konsolosluğu'nun İstinye’ye taşınması gibi güncel örneklere) uzanan zengin anlatımı salonda güçlü bir yankı uyandırdı. Bununla birlikte katılımcılardan gelen yapıcı geri bildirimler doğrultusunda şu iki husus belirtilebilir:
Sonuçİstanbul, dünya diplomasi tarihinin açık hava arşivlerinden biridir. Doğu ile Batı’nın, imparatorluk mirası ile modern cumhuriyetin kesiştiği bu coğrafyada; diplomasi hiçbir zaman yalnızca kapalı kapılar ardında imzalanan antlaşmalardan, diplomatik notalardan veya protokolden ibaret olmamıştır. Aksine diplomasi, bir elçilik binasının heybetli giriş kapısında, Boğaziçi kıyısına inşa edilen bir sayfiye yalısının konumunda, kente hakim tepelere yerleşen temsilciliklerin mimari hatlarında ve nihayetinde günümüzün İstinye sırtlarına taşınan yüksek güvenlikli modern konsolosluk binalarında yaşayan, biçim değiştiren ve kendini sürekli yeniden üreten bir iktidar ve temsil pratiğidir. Mekânlar ve Diplomasi Konferansı, uluslararası ilişkiler disiplininin çoğu zaman amfilere, ders kitaplarına ve soyut kuramlara hapsolan metin merkezli sınırlarını aşarak, öğrencileri içinde yaşadıkları şehrin bizzat kendisine birincil kaynak bir arşiv gözüyle bakmaya yöneltmiştir. Doç. Dr. Tolga Bilener’in geniş tarihsel birikimiyle şekillenen bu sunum, katılımcılara sadece geçmişin diplomatik dengelerini değil; mimarinin, şehir siluetinin ve mekân seçimlerinin devlet aklını nasıl somutlaştırdığını görme alışkanlığı kazandırmıştır. Bu bakış açısı, diplomasiyi soyut bir kavram olmaktan çıkarıp canlı bir deneyime dönüştürmüştür. Boğaziçi’nin hemen kıyısında, diplomasi ve kültür tarihinin doğrudan kesişim noktasında bulunan Galatasaray Üniversitesi bünyesinde bu tür etkinliklerin gerçekleştirilmesi, öğrencilerin akademik donanımı kadar kentsel ve kurumsal aidiyeti açısından da ayrı bir anlam taşımaktadır. Nihayetinde, bu etkinlik geçmişin elçilik duvarlarında ve kentin sokaklarında gizlenen diplomatik kodlarını çözebilmek ve dünün güçler dengelerini kavramakla sınırlı kalmamış, günümüzün hızla değişen küresel siyasetinde mekân, güvenlik ve prestij ilişkilerinin de çok daha geniş bir ufukla yorumlayabilmemize sağlam bir düşünsel zemin hazırlamıştır. |